Uygur Türkiye peş peşe saldırılarla sarsıldı: 'Sorun sadece güvenlik değil'
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta iki gün arayla yaşanan silahlı saldırılar Türkiye'yi alarma geçirdi. DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, 'Bu tablo yılların ihmalinin sonucudur' dedi.
Haberin Özeti
- • Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta iki gün arayla yaşanan silahlı saldırılar Türkiye’yi alarma geçirdi. DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, “Bu tablo yılların ihmalinin sonucudur” dedi.
Türkiye, son günlerde okullarda yaşanan peş peşe saldırılarla sarsıldı. 14 Nisan’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir liseye düzenlenen silahlı saldırıda 16 kişi yaralanırken, saldırgan olay sonrası intihar etti.
Bu olaydan yalnızca bir gün sonra, 15 Nisan’da Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bir ortaokulda yaşanan saldırı ise çok daha ağır bir tabloya yol açtı. 14 yaşındaki bir öğrenci, babasına ait silahlarla okula girerek aralarında öğrencilerin de bulunduğu en az 9 kişiyi öldürdü, çok sayıda kişiyi yaraladı.
Yaşanan bu iki saldırı, Türkiye’de nadir görülen ancak etkisi büyük olan okul şiddetini yeniden ülke gündeminin merkezine taşıdı. Olayların ardından Türkiye genelinde protestolar düzenlenirken, eğitimde güvenlik ve sistem tartışmaları alevlendi. TV Program Sorumlusu Esin Vardar’ın sorularını yanıtlayan DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, “Bu tablo yılların ihmalinin sonucudur” dedi.
“Bu tablo tek bir nedene bağlanamaz ”
DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur, artan şiddet olaylarını çok boyutlu bir kriz olarak değerlendirdi.
Uygur, “Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşananlar yalnızca bir güvenlik meselesi olarak ele alınamaz. Bu acı tablo, yıllardır biriken ihmallerin, eksik politikaların ve görmezden gelinen sosyal gerçeklerin sonucudur” dedi.
Çocukların yaşamındaki çoklu etkilere dikkat çeken Uygur, “Bir çocuğun hayatı; ailede gördüğü ilgiyle, okulda hissettiği güvenle, sokakta karşılaştığı çevreyle ve ekranda maruz kaldığı içeriklerle şekillenir. Bu zincirin herhangi bir halkası zayıfsa, ortaya çıkan sonuç hepimizi yaralar” ifadelerini kullandı.
İzmir örneği: Dev bir sistem, büyük sorumluluk
İzmir’deki eğitim yapısına dikkat çeken Uygur, sistemin büyüklüğüne işaret etti:
“İzmir’de Millî Eğitim’e bağlı yaklaşık 2 bin 900’e yakın okul ve kurumda yüz binlerce öğrenci eğitim görüyor. Buna özel öğretim kurumları da dahil. Bu yapı, çok katmanlı bir eğitim ekosistemidir. Dolayısıyla yaşanan her sorun tüm sistemi etkiler.”
Uygur’a göre bu tablo, sorunun yalnızca okul içiyle sınırlı olmadığını açıkça ortaya koyuyor.
“Okulun dışı da en az içi kadar kritik”
Okul çevresindeki risklere dikkat çeken Uygur, çarpıcı bir uyarıda bulundu:
“Bugün uyuşturucu kullanım yaşının 8–9’a kadar düştüğünü biliyoruz. Okul çevrelerinde çocuklarımızı hedef alan riskli yapılar konusunda ciddi endişeler var. Buna rağmen güçlü ve bütüncül bir güvenlik sisteminin yeterince oluşturulamadığı ortadadır.”
Eğitim kurumlarının yalnızca bina olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Uygur, “Eğer okulların güvenliğini sağlayamıyorsak, bu kurumları sadece bina olarak görmek neyi ifade eder?” diye konuştu.
“Milli eğitim politikaları yetersiz”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın politikalarını da eleştiren Uygur, şu ifadeleri kullandı:
“Eğitim kurumlarının temizliği dahi zaman zaman velilere bırakılıyorsa, bu durum yönetim kapasitesinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılar. Güvenlik ve fiziki şartlar, eğitim sistemi açısından müfredat kadar hayati bir konudur.”
Güvenlikte öncelik: Somut ve zorunlu adımlar
Okullarda alınması gereken önlemleri sıralayan Uygur, şu başlıklara dikkat çekti:
“Okullarda fiziki güvenlik altyapısı güçlendirilmeli, giriş-çıkış kontrol sistemleri standart hale getirilmelidir. Her okulda zorunlu psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmeti etkin şekilde sağlanmalıdır.”
Ayrıca büyük şehirler için yeni bir model öneren Aybar Uygur, “İzmir gibi büyük eğitim ekosistemlerinde veri temelli risk izleme ve erken uyarı sistemleri kurulmalıdır” dedi.
“Öğretmen ve ifareye güçlü yetkiler verilmeli”
Okullarda disiplin ve müdahale kapasitesine de değinen Uygur, mevcut yapının yetersiz olduğunu savundu:
“Öğretmen ve okul yönetimlerinin yetkileri artırılmalıdır. Disiplin uygulama, müdahale etme ve öğrenci yönlendirme yetkileri net ve güçlü şekilde tanımlanmalıdır.”
“Çözüm parçalı değil,bütüncülolmalı”
Uygur, çözümün yalnızca güvenlik önlemleriyle sınırlı kalamayacağını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Medya içerikleri, dijital platformlar ve şiddeti normalleştiren yayınlar da bu sürecin bir parçasıdır. Bu nedenle mesele yalnızca tek bir kurumun sorumluluğu değildir.”
Çözüm önerilerini ise şöyle sıraladı:
“Ailelere yönelik sosyal destek ve bilinçlendirme programları yaygınlaştırılmalıdır.”
“Öğrenciler için spor, kültür ve sosyal faaliyet alanları artırılmalıdır.”
“Dijital içeriklerde çocukları etkileyen unsurlar için daha güçlü denetim sağlanmalıdır.”
“Sorumluluk alma zamanı”
Açıklamasının sonunda dikkat çeken bir çağrı yapan Uygur, şunları söyledi:
“En kolay yol suçlu aramak, en zor ama en doğru yol ise sorumluluk almaktır. Herkesin ‘Biz nerede eksik kaldık?’ sorusunu samimiyetle sorması gereken bir dönemdeyiz. Çünkü bu mesele bir kesimin değil, hepimizin meselesidir.”