- Haberler
- Sağlık
- Lipödem ve varis birlikteliğinde tedavi sırası kritik: Önce hangisi tedavi edilmeli?
Lipödem ve varis birlikteliğinde tedavi sırası kritik: Önce hangisi tedavi edilmeli?
Uzmanlara göre lipödem hastalarında görülen varis sorunlarında tedavi planı doğru yapılmazsa şikayetler artabiliyor öncelik hastalığın temel nedenine verilmeli.
Haberin Özeti
- • Uzmanlara göre lipödem hastalarında görülen varis sorunlarında tedavi planı doğru yapılmazsa şikayetler artabiliyor; öncelik hastalığın temel nedenine verilmeli.
Lipödem, çoğunlukla kadınlarda görülen ve özellikle bacaklarda simetrik yağ birikimiyle ortaya çıkan kronik bir hastalık olarak dikkat çekiyor. Sadece estetik bir sorun olmanın ötesinde ağrı, hassasiyet ve dolaşım problemlerine yol açabilen bu hastalık, sıklıkla varis ile birlikte görülüyor. Bu iki durumun eş zamanlı ortaya çıkması ise tedavi sürecinde öncelik sıralamasını önemli hale getiriyor.
Lipödemde artan yağ dokusu, lenfatik ve venöz dolaşımı olumsuz etkileyerek toplardamarlarda basınç artışına neden oluyor. Bu durum varis oluşumunu kolaylaştırırken, damar duvarlarının zayıflaması ve kapakçık yetmezliği de süreci hızlandırıyor. Lipödemli hastalarda varisler genellikle daha yaygın ve belirgin olurken, ağrı ve hassasiyeti artırabiliyor, ödemi ise daha şiddetli hale getirebiliyor.
Araştırmalar, lipödemli kadınlarda varis görülme oranının sağlıklı bireylere göre yaklaşık 11 kat daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Ancak uzmanlar, bu hastalarda yapılan varis ameliyatlarının her zaman beklenen sonucu vermediğine dikkat çekiyor. Lipödem veya lenfo-lipödem tanısı almış hastalarda yapılan çalışmalarda, varis ameliyatı sonrası şişlik ve dolgunluk gibi şikayetlerde çoğu zaman iyileşme görülmediği, hatta bazı vakalarda durumun kötüleştiği bildiriliyor.
2026 yılında yapılan karşılaştırmalı bir çalışmada ise sadece varis hastaları ile lipödem eşlik eden varis hastalarının tedavi sonuçları incelendi. Lipödemi olan hastalarda iyileşmenin daha sınırlı kaldığı tespit edildi. Bu bulgu, varis tedavisinin lipödem kaynaklı şikayetleri doğrudan ortadan kaldırmayabileceğini ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre varis tedavisi kararı yalnızca ultrason bulgularına göre verilmemeli. Damar genişliği veya kaçak varlığı tek başına yeterli kabul edilmezken, en önemli kriterin reflü süresi olduğu belirtiliyor. Reflü süresinin 0,5 saniyenin üzerinde olması patolojik kabul ediliyor ve tedavi planlamasında belirleyici rol oynuyor.
Tedavi önceliği ise hastanın klinik durumuna göre değişiyor. Eğer damar iltihabı (flebit), ciltte egzama benzeri değişiklikler, morarma ya da açık yaralar söz konusuysa varis tedavisi öncelikli hale geliyor. Ancak bu tür komplikasyonlar yoksa öncelikle lipödem tedavisinin yapılması, ardından en az altı ay sonra damarların yeniden değerlendirilmesi öneriliyor.
Uzmanlar, doğru tedavi sıralamasının hem hastanın yaşam kalitesini artırdığını hem de gereksiz cerrahi müdahalelerin önüne geçtiğini vurguluyor.
