- Haberler
- Kültür ve Sanat
- Endüstriyel miras sanatla yeniden doğdu: Umurbey'de sokaklar galeriye dönüştü
Endüstriyel miras sanatla yeniden doğdu: Umurbey'de sokaklar galeriye dönüştü
Endüstriyel miras sanatla yeniden doğdu: Umurbey'de sokaklar galeriye dönüştü
Haberin Özeti
- • Endüstriyel miras sanatla yeniden doğdu: Umurbey’de sokaklar galeriye dönüştü
İzmir’de Alsancak Stadyumu ile Halkapınar arasında yer alan ve geçmişte yoğun şekilde endüstriyel faaliyetlerin sürdüğü Umurbey Mahallesi, bugün bambaşka bir kimlikle öne çıkıyor. Sanatçılar ile mahalle sakinlerinin birlikte yürüttüğü çalışmalar sayesinde bölgede bir sokak sergisi oluşturuldu.
Mahallenin eski adıyla anılan Darağaç Sanat Kolektifi, ticari kaygı gütmeyen ve günlük siyasetin dışında konumlanan bir yapı olarak bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Umurbey Mahallesi 1527’nci Sokak’tan başlayarak binaların duvarlarına işlenen eserler, yalnızca sanatçıların değil mahallelinin de katkısıyla şekilleniyor.
Anadolu’nun ilk büyük sanayi merkezlerinden biri olarak bilinen mahalle, aynı zamanda tarihi İpek Yolu’nun bitiş noktası olma özelliğini taşıyor. Kolektifin “Darağaç” adını kullanmasıyla bu köklü geçmişe dikkat çekilmesi amaçlanıyor.
Mahallede yaşayanlar artık evlerine kapanmak yerine sokaklara çıkıyor; yeni bir çalışmanın yapılıp yapılmadığını merak ediyor. Duvarlardaki eserleri izlemek, mahalle sakinleri için günlük hayatın değerli bir parçası haline gelmiş durumda. Altı dönemdir mahalle muhtarlığı yapan Fatma Koçero’ya ise mahalleli “Mahallenin Annesi” diye hitap ediyor. Sanatın birleştirici etkisiyle muhtardan en uzak komşuya kadar güçlü bir bağ kurulmuş durumda.
Mahallede ayrıca tarihe gönderme yapan “Darağaç Belediyesi” adlı hayali bir yapı da bulunuyor. Bu sembolik oluşum, mahalleliye sanat hizmeti sunan kurgusal bir kurum olarak dikkat çekiyor.
“Sanat, komşuluk ilişkileriyle büyüdü”
Darağaç Sanat Kolektifi sanatçılarından Ali Cem Doğan, sürecin tamamen doğal bir etkileşimle geliştiğini belirterek şunları söyledi:
“Darağaç Mahallesi, aslında resmi adıyla Umurbey Mahallesi İzmir’in merkezine çok yakın bir mahalle. Alsancak’tan Halkapınar tarafına doğru aşağıya indiğinizde sağ tarafınızda kalan mahalle oluyor. Mahalleye sanatçıların taşınmasıyla beraber, mahalleli ile bir diyalog zemini oluşturuldu. Aslında bu ilişki daha çok komşuluk ilişkileri üzerinden ilerleyen organik bir ilişkiydi. Mahallelinin de önerisiyle beraber burada yaşayan sanatçıların sanat eserlerinin sokağa asılması gibi bir öneri ortaya çıktı. Burada yaşayan sanatçılar bu öneriyi değerlendirip sanat eserlerini sokaklarda sergilemeye başladılar. Bu altı yıllık süreç içerisinde bu tip yaklaşımlar daha da gelişerek her sene tekrar eden ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinden sanatçıların mahalleye gelip mahalleyi deneyimlediği ve burada işler ürettiği birtakım sergiler serisi halini aldı. Bu sene Darağaç’ın altıncı yılında eylül ayının son haftasında bu etkinlikler serisini tekrar ettirme niyeti var. Darağaç Kolektifi altı yıl boyunca mahalle içerisinde farklı disiplinlerde etkinlikler düzenledi ve etkinliklerine de devam etmekte. Bu mahalledeki sanatçıların varlığı mahalleli tarafından özümsendi. Onlarla karşılıklı diyaloglar halinde biçimlenerek dönüştü ve bu günlere kadar geldi.”
“Mahalleden ilham alan eserler üretiliyor”
Kolektif sanatçılarından Cenkhan Aksoy ise eserlerin doğrudan mahalle yaşamından beslendiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Mahalledeki duvar resimlerinin aslında hikayeleri şöyle oluyor; biz en başından beri, hatta komşularımızla, ustalarımızla, muhtarımız Fatma Teyze ve esnafla; hepsiyle, çok yakın temas ve diyalog halindeyiz. 2019 yılında yaptığımız murâl etkinliği sırasında bu iletişim stratejisini biraz daha ileriye taşımak istedik ve hatta şöyle gerçekleşti o proje; etkinliğin adı ‘Mevzu Sokak Sanatı’ idi. Davet ettiğimiz sanatçı arkadaşlarımız, Diyarbakır’dan, Ankara’dan, İstanbul’dan ve İzmir’in farklı bölgelerinden gelen arkadaşlarımız, mahallede en az bir hafta ya da on gün zaman geçirerek; mahallede tanıştıkları karakterlerle, tanıştıkları kişiliklerle, tanıştıkları tarihsel ya da daha sosyolojik nüanslarla beraber mahallede kaldılar. Mahallede çalışma yaptığımız, duvarların uygulandığı alanların hepsi, mahalledeki komşularımızın izin verdikleri yerler. O süreçte yaşadıkları diyaloglardan, tanıştıkları yeni insanlardan, tanıştıkları diğer farklı karakterler ile beraber, onları harmanlayarak yeni işler ürettiler. Mahalledeki ustalarla, ustaların bazı parçalarıyla, sanatçılara böyle bir dönemde, belki destek olması için ekonomik destek sağlayacak çözümler üretme planımız var. Çalışmalara, bir web sitesi ya da portal gibi bir alanda, tırnak içinde bir pazar oluşturmak istiyoruz. Oradan hem ekonomik olarak bir kazanım hem de sanatçıların işlerinin daha hızlı yayılması ya da daha farklı noktalara ulaşmasını düşünüyoruz.”
“Biz sadece arkalarındayız”
Mahalle muhtarı Fatma Koçero ise projeye verdikleri desteği şu sözlerle dile getirdi:
“Ben sadece arkalarındayım. Bir şey istediklerinde, yardım ederim. Yoksa ben katkıda bulunmuyorum. Sadece ne yaparsanız yapın ben arkanızdayım diyorum. Başka bir şey yok. Biz memnunuz, böylelikle bizim adımız duyuluyor. Komşuların hoşlarına gidiyor. O resimleri gördükçe gelen giden de çok oluyor. Bizim buraya baya öğretim görevlisi geldi. Bunlar bizi çok memnun etti. Bütün mahalleli, hepsi çok memnun. O resimleri gördükçe ne kadar güzel olmuş diyorlar. Biz çok mutluyuz ve bizim hiçbir problemimiz yok. Dışarıdan gelen ziyaretçiler de hoşnut oluyorlar. Adımız duyuluyor hiç olmazsa.”


